Bir çok etkinlikte geleneksel okçuluk gösterileri yapıyorsunuz ve gençleri kültür ile buluşturuyorsunuz. Bu konuda nasıl tepkiler alıyorsunuz. Bize anlatır mısınız?
Evet Türkiye’nin her yerinde festivallere şenliklere davet ediliyoruz. Bu bizim için çok kıymetli çünkü eskiden biz bu işler ile uğraşırken insanlar bizleri yadırgıyorlardı. Şimdi ise inanılmaz bir ilgi ve alaka var diyebilirim. Bu durum da bizleri mutlu ediyor. Tabi burada dönem filmlerinin de etkisi büyük bunu da yadsımamak gerekir. Tarihte kahramanımız çok bir çok açıdan bu kahramanlarımızın sinemaya uyarlanması devam etmeli. Bu konunda önemini söylemek isterim.
Türk boylarında ok atma yarışları her yıl düzenlenen ve üç gün süren şölenlerde bir atlas mendil içerisine küçük bir hedef çizilip ve 25 adımdan oluşan yarışmalar yapmışlardır. Yarışmalara kadın ve erkekler katılım göstermiş, birinciliği elde edenler bir hafta süre ile bulundukları obaya kadınlar “ece” erkekler ise “başbuğ” ilan edilmiştir (Atabeyoğlu, 1998).
Türklerin en önemli savaş aletlerinden biri olan ok, gerek savaşta gerekse eğlence amaçlı düzenlenen yarışmalar da kullanılmaktaydı. Ok kullanımı Türklerin en mahir olduğu alanlardan birisi olup bu meziyetleri birçok kaynağa bahis konusu olmuştur. Bizde bu kültürü yaşatmak için mücadele veriyoruz.
Orta Asya’dan, Kafkasya’ya ardından Anadolu’ya daha sonra dünyanın birçok farklı yerlerine göç eden Türkler, okçuluğu savaş talimlerinin yanı sıra şölenlerde, ölüm törenlerinde, eğlence ve sportif faaliyetlerde kullanmış; okçuluğun millî bir spor dalı olmasını sağlamışlardır. Türkler, okçuluğu piyade olarak en üst seviyede gerçekleştirirken aynı zamanda atı kullanarak hareketli ve değişik formlarda da başarılı bir şekilde oku kullanmışlardır.
Eski Türkler, evlenmeleri kutsal bir tören olarak atfedip evlenme törenlerinde okçuluğu eğlence ve sportif amaçlı kullanmışlardır. Evlenme törenlerinde genellikle genç bireyler oku en uzağa atma ve ok ile hedefe atış yapma gibi etkinlikler yapmışlardır.
Sportif yönü olduğu için ilgi çekiyor. Özelikle atlı okçuluk son zamanlarda revaçta çünkü iki canlının koordineli birlikte hareketi ile yapılan bir eylem. Burada iki canlı resmen güçlerini birleştiriyor. Yüz metrelik bir parkurda üç dört ok atılması marifet isteyen bir durum. Hız koordinasyon ve denge sporu diyebiliriz. At üstünde kılıç ile değişik şekillerde atıcılık yapabiliyoruz.
Burada biz sadece spor yapmıyoruz esasında çocukların datalarındaki yüzyıllarca biriken bilgi birikimini ve değer yargılarını da aktif etmiş oluyoruz. Burada birçok belediye bu işlere ilgi duyarken bazı belediyelerimizde maalesef umursamaz bir durum var.
Çocuklar üzerindeki müsbet değişimi gözlerimiz ile müşahede ediyoruz. Eline yay alan bir çocukta bir özgüven oluyor. Ceddi ile bir rabıta kuruyor böyle gençlerin gelecek hayalleri de ona göre oluyor.
Son zamanlarda atlı okçuluk da çok gündemde bu konudan da bahseder misiniz?
Türk atlı okçularının tarihte savaş meydanlarında vur-kaç, sahte geri çekilme ve düşmanın etrafını sarma gibi taktikleri kullanarak bulundukları bilinmektedir. Spora ilişkin ilk kayıtlar 13. yüzyıl Memlûk coğrafyasından gelmektedir. Farklı Türk kültür çevrelerinde sporun icrasında güvercin, ördek, gümüş top ve elma gibi nesnelerin kullanıldığı görülmektedir. Atlı okçunun hedef atışları “kabak atışları” ve “kıgaç atışları” olarak sınıflandırılmaktadır. “Kabak atışı” kendisine özel alanlar tahsis edilen ve 17. yüzyıla kadar çok popüler olan bir oyundur. Bazı şehirlerde “kabak meydanı” olarak adlandırılan meydanlar ismini bu atıştan almaktadır. “Kıgaç”ın ise net bir tanımı bulunmamakla birlikte yere konmuş her türlü hedef için kullanılan genel bir atış tekniği olarak düşünülmektedir. Atlı okçuluk, Türk okçuluğunun icra biçimlerinden biridir ve 2019 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’ne kaydettirilmiştir.
Kültür mirasımızın önemeli bir bölümü olan okçuluk konusuna önem vermeniz bizi mutlu etti. Ayrıca kültürümüze verdiğiniz önemli bilgilerden dolayı teşekkür ederiz. Son olarak söylemek istediğiniz bir konu var mı?
Öncelikle bende sizin gibi duyarlı bir basın mensubu ile tanıştığım için son derece mutluyum. Biz işimizi severek bir ideal uğruna yapmaktayız. Bu sporu merak edenler için söylüyorum. Herkesin bir yay sahibi olmasını tavsiye ederim. Bu önemli bir spor dalımız. Hangimiz çocuk iken ok yapıp oynamadık. Bu bizim içimizde var. Bu aşkı bir spora dönüştürmenizi isterim. Zira bunun bir çok yönden insana psikolojik ve fiziki faydası var. Bu konuda ben her zaman elimden geleni yapmaya hazırım.
Ayrıca şunu da belirmeliyim ki halen yolun başındayız ve yeterince dünyada etkin değiliz. Bunun ile ilgili çok önemli projeler üzerinde ben ve arkadaşlarım ile çalışmaktayız. Bu konuya Belediyelerin sahip çıkması gerekmektedir. Sadece bizim gönüllü olmamız yeterli değil. Bu konuda gönüllüler ordusu var hazır. Bu durumu bir ganimet bilip kalıcı projelere el atmalarını temenni ediyorum. Bir duyarlı ve samimi Belediye başkanlarımızda var haklarını burada teslim etmeliyiz. Lakin genele manzaraya bakarak yeterli olmadığımızı beyan ederim. Önemli prejeler üzerinde çalışıyoruz yakında güzel gelişmeler var. Bu çalışmaları sizler ile paylaşmaktan onur duyarım.
Tarihini ve kültürünü seven herkesi bu tarih kokan çalışmalarımıza bekleriz...