Ok ve yayla ilgili arkeolojik kanıtlar, okçuluğun insanlık tarihinin en eski çağlarına kadar uzandığını ve pek uzun bir geçmişi olduğunu bize gösteriyor. Bu minvalde yapılan arkeolojik buluntular bize tarih öncesi dönemlerden kalma mağaralarda okçuların resimlerine rastlanmadı.
Diğer milletlerdeki okçuluk nasıldı?
Her millet kendi coğrafyasında var olan matarayalar ile yaylarını üretmiştir. Okçuluk savaşlarda bir stratejik silah haline gelmiştir.
Tarihin en iyi oklarını açık ara Türkler üretmiştir. Çünkü bozkırdan gelen engin bir tecrübesi vardı ve bu tecrübe ile esasında kompazit yaylar üretmeyi başardılar.
Avrupa okları düz silindir çubuktur sadece. Bambu yayın atacağı ok mesafesi en fazla 200 metredir. Öyle bir yayın daha uzağa atma potansiyeli yok. Çünkü çok güçlü bir yay değil, çekmesi daha kolay olduğu için yakın mesafede kullanılan bir yay…
Türklerin okları böyle su damlası gibidir; uca doğru incedir, ortası tombul, arkaya doğru tekrar incedir. Su damlası gibi aerodinamik bir yapısı var. Bütün Türk oklarında dizayn arkadan uca doğru incelir. Savaşlarda attıkları oklar muazzam işlemelidir.
Dünyanın en hızlı atıcıları Türklerdir. Türk yayı çok güçlü kendine has ve çok uzun menzillere atış yapabilen yaylardır. Günümüzde bile onların rekorları halen kırılamamıştır.
Türklerin elinde bu savaşta çok güçlü yaylar bulunuyor 500–600 metreye ok atan yaylara sahipler. Düşmanın yayı ise 200 metre atıyor. Düşmanın kendi yayını kullanabilmesi için bir kere 200 metre yaklaşması gerekiyor ama Türklerin ok mesafesi 500–600 metre. Bu mesafe daha yaklaşamadan düşmanı imha etme imkânı veriyor. Hem uzun menzil atıyorlar hem de at üstünde çok kolay ok atabiliyorlar. İyi ok atmalarında ve zihgir (okçu yüzüğü) kullanmalarının da etkisi büyük.
Islık çalan oklara “çavuş oku” deniliyor. Mete Han icadı olan, Türklerde o zamandan beri gelen bir gelenek. Çavuş oku düşmanın moralini çok çökerten bir ses çıkartıyor. “Temren” dediğimiz sivri kısmın altına top şeklinde kemik parça konuyor. Kemik parça üzerinde delikler var. Havada giderken o deliklerden geçen hava müthiş bir ıslık sesi çıkartıyor. Düşünün, bir orduda en az on bin okçu var ve bunlar çok seri bir şekilde ok atıyorlar.
Osmanlı’da ok atma hızının dakikada 30 oka çıktığı söyleniyor ki havada ıslık çalarak giden oklar düşmanın moralini nasıl bozduğunu siz hayal edin. Birde bu hızı at üstünde yakalayabiliyorlardı. Gerçekten inanılmaz. Bince ok gök yüzünde rüzgar uğultusu gibi bir ses her yer de yankılanıyor…
Yayların türleri var mı? Nasıl üretiliyor?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki Türk yaylarında akıl, bilgi ve teknoloji var. Bundan dolayı kompozit yay diyoruz. Orta kısmı manda boynuzu, ortada akça ağaç var. Tonç başı dediğimiz yerler abanoz cinsi sert ağaçlarla yapılıyor, bunun üstü hayvanın tendonuyla kaplanıyor. Bu tendonlar genelde boğaların arka bacağından alınıyor.… Bir balığın kafasından elde edilen özel bir tutkalla gibi kıl kıl tendonları tutkalla yedire yedire bütün yüzeyi sıvıyorlar. Arka tarafına da manda boynuzu kaplanıyor. Çok güçlü bir yay oluyor, çektiğiniz zaman da şekli laleye benzer… Üstelikte ters kurulan yaylardır.
Bu yaylar ile gerçekten uzun mesafe atışları yapılabiliyor mu?
Size hemen örnek vereyim mesela Tozkoparan İskender devletin çeşitli illerinde 10 ayrı rekor kırmış ve bu rekorların hiçbiri bu güne kadar kırılamamış. En uzun attığı ok 845,46 metre gitmiş ve bu bir dünya rekoru.
Osmanlı atış rekorlarının efsaneden ibaret olduğu öne sürenler her zaman olmuştur. Bugün de böyle düşünen Batılı okçular var. Klopsteg, araştırmaları neticesinde bu rekorların efsane olmadığı sonucuna varıyor ve bu konuya eğilip tanıkların söylediklerine yer vermekten başka, mesafeleri ölçmekte kullanılan gez’in değeri ve kullanılan ölçüm yöntemleri, okçu eğitimi gibi konular üzerinde duruyor. Esasında biz bugün bunların en azından efsane olmadığını göstermek için çaba sarf ediyoruz. Bugün uzun menzil okçularımız bu konuda yarışmaktadırlar.
Geleneksel okçulukta günümüzde menzil ne kadar?
Öncelikle şunu söylemeliyim Osmanlı zamanında okçu olabilmen “kabza almak” dedikleri biri bir olay var. Bu mesafelere ulaşmak için ciddi bir antrenman yapmak gerekiyor. Kolay bir mesele değil günümüzde bu mesafelere ulaşmak… Kabza almak için de 800 ya da 900 gez dedikleri bir alt limit var. Bu alt limitte ok atmak gerekiyor. 900 gez de 540 metre civarında bir mesafe. Türkiye de şu an biz elimizdeki yaylarla mevcut tecrübemizle en fazla 900 gez de 540 metre civarında atabiliyoruz henüz. Ecdadımız ise kabza almak için bile 540 metreyi atmak zorundalar; ondan sonra iyice ustalaşıyorlar…
Sporcu Fatih Yıldız Menzil Rekortmeni!
Uşak’ta düzenlenen 2. Geleneksel Okçu Dostlar Müsabakaları’nda Limitsiz Yay kategorisinde Sporcumuz Fatih Yıldız, 598.2 metrelik menzil mesafesiyle Cumhuriyet Tarihi rekoru kırdı.
Bugün ulaştığımız seviye hiç küçümsenmeyecek bir seviyedir ve bizden öncekilerin mesafelerinin atılabileceğini ispatladık diyebilirim.