EL VEDA EY ŞEHRİ RAMAZAN DERKEN!

Evet Ramazanın sonuna geldik. Şimdi veda vaktidir.. Galu bela zamanında, Elestü bezmindeki ahd’e vefa zamanıdır.. Şimdi o AHİD’e aykırı ne varsa onu reddetme zamanıdır. Resulullaha da ona ümmet olmaktan kaynaklanan bir ahdimiz vardı, ona aykırı olmamalı hiçbir ahid. Eğer olursa o şirk ve münafıklık alameti olur, Allah korusun.

Necip Fazıl ne diyordu bir şiirinde: “Müjdecim, kurtarıcım, efendim, peygamberim: sana uymayan ölçü; hayat olsa teperim!” Şiir olarak okumak kulağa hoş gelebilir de, dudaklarımızdan dökülen kelimeler kalbimize mi akıyor, yere mi düşürülüyor yoksa siyasetin, dünya menfaatlerinin rüzgarı ile havaya mı savruluyor?

Bugün insanlık olarak, ümmet olarak, ülke olarak büyük bir imtihanın içindeyiz. Bugün bu imtihan vesilesiyle hayatımıza dair bazı uyarılarda, hatırlatmalarda bulunmak istiyorum.

Servetiniz ve gücünüz aklınızdan ve imanınızdan büyükse, vay sizin başınıza geleceklere.. Korkunuz, ihtiraslarınız, gücünüz ve servetiniz kadar büyük olacak. Servet ve gücünüzün, Malınızın bereketini ve hayrını görmeyeceksiniz. Yiyeceksiniz ama doymayacaksınız. Korumalarınız olacak ama kendinizi güvende hissetmeyeceksiniz. O haram para ile beslenenler, o Şeytanın zehirlediği ekmekle, su ile zehirlenmiş olacaklar. Onlar bu zehirden kurtulmadıkça, dertlerinin devası da olmayacak.. Dikkat, sadece şarap ve rakı değil, servet güç, iktidar ve şehvet bağımlılığı, uyuşturucu bağımlılığı gibidir. İktidar ve servet de insanı sarhoş eder.

Her insanın, yaratılıştan kaynaklanan şuurun altına gömülü, derununda, bir Allah ve ahiret inancı vardır. Siz onu bir daha çıkmamak üzere bir yerlere hapsettiğinizi sansanız da, uykularınızda da olsa, aklınıza getirilir. Vijdanınız’daki zonklamayı doktorlar durduramaz. Siz hissetmeye devam edersiniz ve bunun tedavisi yoktur. Şeytan onu size unutturmak için aklınızı başınızdan alacak şehvet, kumar, uyuşturucu gibi vadilere sürükler sizi. Belki bunu unutmak için fuhşa yöneliyor birileri. Macera arayışları onlar için Şeytanın önlerine açtığı aldatıcı bir kaçış kapısı.. Birileri bunun için daha fazla adrenaline/heyecana sahip olmak ister. Aklı zail eden hiçbir şey de hayır yoktur. Bu anlamda Alkole, uyuşturucuya, kumara sığınanların akibeti hayrolmaz.

Zavallı insancılıklar, bu çaresizlikleri içinde bile, başkalarının kendini övmesi, kıskanması, imrenmesi ile mutlu olur gibi gözükseler de, bunlar geçicidir. Güç ve servetlerini kaybetme korkusu akıllarını başınızdan alır. Çünkü itibarları o servet, korku salan güç, ve makamlarından ibarettir. Onun için de güç ve servetinizi korumak için Şeytan size her şeyi meşru gösterir.

Çevrenize bakın, çevrenizde, siyasetçi, bürokrat, Alim kılıklı bir sürü hasta, din, ahlak ve gelenekten yoksun TransHuman BİREY’ler göreceksiniz. Onlar için artık gayeye giden her yol meşrudur. Bunlar ister istemez, zaman içinde kendilerini Tanrı gibi hissetmeye başlarlar. İlahlık ve Rablik taslarlar. Yani başkalarına kural dayatmaya ve onları kendi anlayışlarına göre terbiye etmeye başlarlar. Sadist ve münafık bir nefs onları ins’in şeytanına dönüştürür.

2. Mahmut da “Teb’a”sına (Tabi olanlarına), “Reaya”sına (MONARK: TEK ADAM’ın Koyduğu kurallara riayet etmek zorunda bırakılan) kişilere “Kullarım” diye hitap etmeye başlamıştı Tanzimatta. Kendi yazdığı fetvayı, Şeyhülislama gönderip, “ya imzala, ya da kelleni gönder”........